13 Ekim 2017 Cuma

EMZİRME VE BEBEK BAKIMI EĞİTİMİ



Doğumdan sonra anneler genellikle emzirme hakkında

aşağıdaki gibi ortak cümleler kurarlar.


" Emzirmek doğumdan daha zormuş"

" kimse bana bu kadar zor olacağını söylememişti"

"keşke doğumdan önce bunları öğrenmiş olsaydım"

"Bebek doğar ve emer diye düşünüyordum"

"sütüm olduğunu biliyorum ama ağladığında aç olduğunu düşünmeden edemiyorum"


Rahat bir lohusalık geçirmek, doğru bilgi ile bebeğinizin bakımında ve emzirme sürecinde karşılaşacağınız sorunları zamanında çözümleyebilmek için; @ailemicinsaglik ile Bebek Bakımı ve Emzirme Kursuna şimdiden yerinizi ayırtmanızı öneririm.  


Eğitim içeriği;

📍Ten tene temas, Güvenli Bağlanma

📍Doğum sonrası uygulanan rutinler

📍Anne sütü ve Emzirmenin Fizyolojisi

📍Emzirmede doğru bilinen yanlışlar.

📍Emzirme sorunlarına yönelik çözümler ( Meme reddi, meme ucu yaraları...)

📍Bebeğin yeterli beslendiğini nasıl anlarız. 

📍Sütün sağılması ve saklama koşulları

📍Lohusalık bakımları

📍Lohusa anneye nasıl destek olunmalı.

📍Yenidoğan sarılığı

📍Göbek Bakımı

📍Günlük bakımlar ( ağız, yüz, göz, kulak ve alt Bakımı)

📍Kundak yapma

📍Gazlı bebeğe yaklaşım

📍Yeni doğan bebek  Banyosu

📍Bebek masajı



Eğitime yeni bebek sahibi olmuş ve bebek bekleyen anne babalar katılabilirler.


Son kayıt günü: 25 Ekim 2107

Kayıt ve bilgi için arzu@ebearzuculha.com


19 Temmuz 2017 Çarşamba

BEBEĞİNİZDEN MESAJ VAR


Anne adayının bebeğinin hareketlerini hissetmesi güzel duygularla beraber, güven  hissinide getirir. Bebeğin hareketleri hamilelik sürecinize daha da  heyecan katar.


Anne karnındaki bebeğin İlk hareketleri 8-9. haftalarda başlar. Bu haftalarda çok küçük olduğu için (2 cm) hareketlerini hissetmek imkansızdır.


Anneler bebeklerinin hareketlerini 16 ile 22. haftalar arasında  tam olarak hissetmeye başlarlar.

Gün içerisinde sizin faaliyetinize bağlı olarak; yürürken, bir işle meşgul olduğunuzda ve gece derin uyuduğunuzda fark edemeyebilirsiniz.


24. ve 28. haftalarda hareketleri artar ama  bu  dönemdeki hareketler düzensiz ve kısadır. 28. Haftadan sonra anne karnındaki bebeğin hareketleri , dinlenme ve aktif zaman olarak düzenli ve süreklidir. 


Bebeğin hareketlerini hissetmek “yaşamı hissetmek”tir. Buda bebeğinizin plasenta yoluyla yeterli besin ve oksijeni aldığını gösterir.


Her birimiz birbirimizden farklı olduğu gibi bebeklerimiz ve alışkanlıklarıda farklıdır. O yüzden bebeğiniz karnınızda gelişirken başka bebeklerin hareketleriyle kendi bebeğinizin hareketlerini karşılaştırmayın. Bebeğinizin anne karnındaki gelişiminin kendine özgü olduğunu hatırlayın.


Yapılan araştırmalar 28. haftadan itibaren annelerin bebeğin hareketlerini, sabah ve akşam saatlerinde günde iki kez kontrol etmesinin uygun olacağını gösteriyor. Bebeğinizin hareketlerinin alışmış olduğunuz gibi olması önemlidir. Kanıta dayalı araştırmalar annelerin her gün bebeklerinin hareketlerini kontrol etme alışkanlığını edinmelerinin iyi bir uygulama olduğunu göstermiştir.


Eğer doktorunuzun başka önerisi yoksa aşağıdaki uygulamayı yapabilirsiniz;  


Bebeğinizin hareketlerini 10 dk dilimlerde sayabilirsiniz. 10 veya daha fazla dönüyor,tekmeliyor ve çalkalama gibi hareketler yapıyorsa her şey yolunda demektir. 

Normalinden daha az ve farklı hareket ediyorsa. Evdeyseniz ağzınıza tatlı birşeyler atıp veya bir bardak süt, meyve suyu içip 1-2 saat sol yana doğru uzanın. Hareketsiz kaldığınızıda bebeğinizin hareketlerini daha rahat hissedersiniz. Aynı zamanda yedikleriniz ona enerji verir harekete geçirir. Bir saat sonunda on hareket saymadıysanız, bir şeyler atıştırıp, gevşeyin ve saymaya devam edin.İkinci saatte on hareket saymadıysanız doktorunuzla mutlaka iletişime geçin.


Kısaca;

• Bebeğinizin kendine özgü bir düzeni var ve bu düzeni fark edin. 

• 28. haftayı geçtin ve bebeğinin hareketlerinden endişe ediyorsan, 

• Bebeğine enerji veren bir şey ye veya iç.

• 1- 2 saat boyunca sol tarafına yat ve karnındaki hareketlerini takip et.

• 2 saat içinde bebek 10 defadan az mı hareket etti?

• SOSYAL MEDYADAN CEVAP GELSİN DİYE BEKLEME !!!!

• Hemen doktorunla iletişime geç.



6 Haziran 2017 Salı

BEBEKLE BAĞ KURMA





Anne ve bebeğin  bağlanma süreci; gebelik döneminde başlayan, doğum ve doğum sonrası dönemde gelişmeye devam eden eşsiz  bir ilişkidir.Bağlanma bebeğin  fiziksel, psikolojik ve entelektüel gelişimini derin bir şekilde etkiler. 


Hamilelik döneminde  bağlanma, anne ve bebeği arasında gelişen ve zaman içinde süreklilik gösteren eşsiz bir sevgi ilişkisidir, sevgiyle bağlanma maternal rol adaptasyonunun önemli bir elementidir demiştir Mary E. Muller ( 1994). 1996 yılında ise maternal bağlanmayı gebelikte başlayan, postpartum dönemde devam eden ve annelik rolü yeteneğinin gelişimini sağlayan bir süreç şeklinde açıklamıştır Muller.


Hamilelik döneminde 26. haftada anne karnındaki bebeğin algılama, tepki gösterebilme ve işittiği bilgileri yakalama yetenekleri gelişmeye başlar. Bu durumda, doğum öncesi dönemde, annenin bedeninde meydana gelen değişiklikleri benimsemesi, olumlu duygularını henüz doğmamış olan bebeğine aktarabilmesi bağlanmanın ilk temellerini oluşturmaktadır. 


Hamilelik döneminde annenin karnına dokunması yoluyla bebeğin tensel olarak hissedilmesi ve bebeğin kabulü bağlanma ilişkisi  için oldukça önemlidir. Bunun dışında meditasyon ve nefes çalışmalarına bebeğide dahil etmek, ilk günden itibaren günlük tutmak anne ve bebeğin arasındaki bağın güçlenmesine yardımcı olur.


Bağlanma doğumdan önce başlamakta ise de, anne-bebek ilişkisinin gelişimi için en hassas dönemler doğum ve doğumdan sonraki ilk günlerdir. Bu dönem bağlanmanın en yoğun yaşandığı dönem olması nedeniyle olumlu anne-bebek ilişkisinin başlatılması için de önemlidir. Özellikle Doğumdan hemen sonra "ten tene temas" bağlanma sürecini güçlendirir. 


Yaşamın ilk yılında, özellikle ilk günlerinde annenin bebeğine vereceği güven ve sevgi anne bebek ilişkisinin, bebeğin duygusal gelişiminin ve sosyal uyumunun sağlıklı olmasında önemli rol oynar. Yaşamın ilk yılı bebeğin psikolojisi ve sonrasındaki ruhsal gelişimi açısından önemlidir. 


Kanıta dayalı çalışmalara göre doğum sonu erken dönemde anne ile yenidoğan bebeği arasındaki iletişimi başlatmak için annenin bebeği ile en erken sürede ve olabildiğince birlikte vakit geçirmelerinin sağlanması gerektiği belirtilmektedir. 


Annenin doğumdan sonraki ilk saatlerde kanguru bakımı olarak da isimlendirilen ten-tene temas yapması ve  mümkün olduğunca erken emzirmesi anne ile bebeğin aynı odayı paylaşması, annenin bebeği ile göz- göze temas kurması bağlanma sürecini hızlandıran olumlu davranışlardır. 



Ebe Arzu Çulha
Active Birth ve Doğuma Hazırlık Eğitmeni
Emzirme Danışmanı
Hamile Yogası Uygulayıcısı
Doğana Doğumda Kadın Hakları Derneği Başkanı 


Kaynak: Doğum sonrası dönemde sosyal desteğin anne Bebek bağlılığına etkisi/ Hacer ALAN 




6 Mayıs 2017 Cumartesi

KANGURU BAKIMI & TEN TENE TEMAS



Kanguruların gebelikleri 20- 40 gün kadar sürer. Yeni doğmuş bir kanguru yavrusu bir fasulye tanesi büyüklüğündedir. Tam gelişimini tamamlamadan doğan kanguru yavruları, kendi kendine annesinin kesenin içine tırmanır ve 2-3 ay boyunca bir memeye asılı olarak hayatlarına devam ederler. Kanguruların sütüde bebekleri büyüdükçe onların ihtiyacına göre değişir. Yavrular yaklaşık 6 ay sonra keseden dışarı çıkarlar. 1 yaşına kadar annesütü ile beslenirler. Bir kangurunun doğumdan sonra 6 ay boyunca büyüme ve gelişimi için en uygun yer annesinin kesesidir.

Buradan yola çıkılarak "kanguru bakımı" dediğimiz "ten tene temas" erken doğan bebekler için Unicef'in desteği ile 1979 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Maddi imkansızlıklardan dolayı erken doğan bebeklerin bakımını sağlayabilmek için anne ve babaları ile ten tene temasları sağlanarak bebeklerin iyileşme süreçleri desteklenmiştir. 1990'lardan sonrada gelişmiş ülkelerde de zamanında doğan bebekler içinde uygulanmaya başlanmıştır.

Ten tene temas; doğumdan hemen sonra veya kısa süre sonra yenidoğan bebeğin başı annenin göğsüne denk gelecek şekilde çıplak olarak annenin karnının üzerine yerleştirilerek, kuru ve sıcak tutmak içinde ılık ve tercihen koyu renk bir havlu ile bebeğin sırtı ve başı örtülerek yapılır. Bebeğin ilk emzirilmesi bitene kadar kesintisiz olarak devam ettirilir.

Yenidoğan yoğunbakım ünitesinde çalıştığım dönemde, erken doğan bebekler için uyguladığımız bu yöntem ile yoğunbakımda bulunan bebeklerin iyileşme sürecine etkisini birebir görme şansım olmuştu.Ten tene temas anne bebek bağlanmasını ve bebeğin dış ortama uyum sağlamasını kolaylaştıran bir yöntem olmasının dışınında anne ve bebek üzerinde birçok faydası olduğu kanıtlanmıştır.

Kanıta dayalı çalışmalara göre Tene tene temasın (Kanguru bakımı) faydaları ;

• Anne ve bebeğin bağlanmasını hızlandırır ve güçlendirir.
• Bebeğin büyüme hızını etkiler.
• Başarılı  emzirme sürecine katkı sağlar .
• Bebeklerin kalp hızı , solunum hızı ve vücut sıcaklığının stabil olmasını sağlar.
• Annenin yeterlilik duyguları artar ve annelik rolüne erken uyum sağlar.
• Anneler daha az doğum sonrası depresyon yaşarlar.
• Anne karnında alışık olduğu ortamdan farklı bir ortama doğan bebek kendini daha güvende hisseder. Böylece bebekler daha az strese maruz kalırlar.
• Daha az ağlarlar, daha çabuk uykuya geçerler, vücut ısılarını korurlar.
• Daha sakin olurlar ağlama ve huzursuzluk süreleri kısalır.
• Salgıladıkları endorfin sayesinde ağrı ile daha iyi başederler.
• Annenin sesi, onun mırıldanmaları bebeğin nörolojik ve zihinsel gelişiminin tetikleyicisidir.
• Büyüme ve gelişme hızında olumlu etki sağlar.
• Yenidoğan bebeklerde kan şekerinin düşmesini önleyebilir.

Aynı zamanda, 2018 yenidoğanı içeren 60 çalışmada ten tene teması ilk 24 saate başlatılan  ve 24 saatten sonra başlatılan iki grup karşılaştırmış. İlk 24 saatte ten tene temas  başlatılan grupta anne ve bebeğin ilişkisinin daha iyi olduğu gözlenmiştir. 

Tüm bu çalışmaların sonucunda Dünya Sağlık Örgütü 2003 yılından itibaren doğum şekli, kilosu, doğum haftası ve genel durumu nasıl olursa olsun tüm yenidoğan bebekler için doğumdan sonra en kısa sürede ten tene temas bakımını önermektedir.  Annenin ten tene temas yapamadığı durumlarda (genel anestezi ile sezaryen, vajinal doğum sonrası annenin bakımı..)  baba ten tene temas yapmak için teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. 

Sevgili anne ve babalar doğum şekliniz nasıl olursa olsundoğumdan hemen sonra ten tene temas bebeğinizin ilk ihtiyacıdır. Bebeğinizin temel ihtiyaçları olan huzur, sessizlik, güven ve sıcaklığı sevgi dolu kucağınıza alarak karşılayabilirsiniz. Bunu talep etmek en doğal hakkınızdır.


Sevgiler,

Ebe Arzu Çulha
Active Birth ve Doğuma Hazırlık Eğitmeni
Emzirme Danışmanı
Hamile Yogası Uygulayıcısı
Doğana Doğumda Kadın Hakları Derneği Başkanı 






















Kaynaklar
1-Chwo MJ, Anderson GC, Good M, Dowling DA, Shiau SH, Chu DM. A randomized controlled trial of early kangaroo care for preterm infants: effects on temperature, weight, behavior, and acuity. J Nurs Res. 2007
2-Moore ER, Anderson GC, Bergman N, Early skin-to-skin contact for mothers and their healthy newborn infants. Cochrane Database Syst Rev. 2012 May
3- Conde-Agudelo A, Belizán JM, Diaz-Rossello J. (2011) Kangaroo mother care to reduce morbidity and mortality in low birthweight infants (review). Cochrane Database of Systematic Reviews

4 Aralık 2016 Pazar

SÜT BİRİKMESİ VE LAHANA






Lahana yaprağı kompresi yara, eziklerde, varis tedavisinde, iltihaplı cilt enfeksiyonlarında kullanılan çok eski bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yöntemi İngiltere'de uzun yıllardır kullanılmaktadır.

Annelere emzirme döneminde memede oluşan sertlikler için Lahana yaprağı kompresi öneriliyor. Peki nasıl yapılması gerektiği,  neden uygulandığına  dair ne kadar bilgi sahibisiniz. Yazının devamında konu ile ilgili bilgiler yer almakta.

Merle Less yaptığı araştırmaya göre, Lahana yapraklarının etkisini şu şekilde açıklamıştır; Lahana yaprağı hardal yağı, magnezyum oksalat ve kükürt heterozoitleri içerir. Kükürt ihtiva eden metionin antibiyotik ve uyarıcı bir madde olarak işlev görür . Böylece süt biriken bölgede dolaşımın artıp, sütün serbest kalarak kolayca akmasını sağlar.

Kullanımı : Taze, çiğ ve sağlıklı lahana yapraklarını memenize koyacağınız ölçülerde hazırlayın. Emzirdikten veya pompa ile çektikten sonra memenizde sertlik olan bölgelere yaprakları yerleştiriniz. 15-20 dk beklettikten sonra çıkartabilirsiniz. Bir sonraki emzirmeden sonra yeni yapraklar alarak tekrar uygulayınız. 

1993 yılında 120 emziren kadınla yapılan kanıta dayalı çalışmaya göre, 6 hafta düzenli lahana yaprakları ile bakım yapan anne grubunda,  kontrol grubuna göre; emzirmeye devam ediş, ortalama emzirme süresinin daha uzun olduğu gözlenmiş.

Aynı zamanda Robert, Retier ve Schuster 1995 yılında yaptıkları çalışmaya göre ise soğutulmuş ve oda sıcaklığında kullanılan yaprakların etkilerinin aynı olduğuna karar vermişler. 

Lahana yaprakları yan etki olmadan memenin rahatlamasına yardımcı olur. Fakat memede rahatlamayan sertlikler, ağrı ve gerginlik var ise öncesinde ılık kompres, masaj, memeyi boşaltmak ve soğuk uygulama arkasından lahana kompresi yapmak daha yardımcı olacaktır. 

Kaynaklar : 

* Renfrew, MJ. and Lang, S. Full text available from the Cochrane Database. Study reviewed is Nikodem, Danzinger et al. (1993) Do cabbage leaves prevent breast engorgement? 

* Roberts KL, Reiter M, Schuster D. (1995) A comparison of chilled and room temperature cabbage leaves in treating breast engorgement.
* Lees, M. Cabbage Leaves for Engorgement, online at http://www.gentlebirth.org/archives/bestfeed.html#Engorgement

* Roberts, Kathryn: A comparison of chilled cabbage leaves and chilled gelpacks in reducing breast engorgement. Journal of Human Lactation 11(1), 1995; 17-20 

Ebe Arzu Çulha 
Doğana Doğumda Kadın Hakları Derneği Başkanı 
Doğuma Hazırlık ve Aktif Doğum Eğitmeni 
Emzirme Danışmanı 
Hamile Yogası Eğitmeni 



18 Kasım 2016 Cuma

AYÇA'NIN POZİTİF DOĞUM HİKAYESİ





 Sadece 1 hafta önce tanışmıştık onunla.Doktorumun tavsiyesi ve ısrarı üzerine doğum sırasında yanımda bir destekçi olmasına karar vermiştik.Bu kişi Ebe/ Doula olmalıydı.Uzun zamandır zaten kendisini takip ediyordum.Üstelik de çok şanslıydım ki kendisi arkadaşımın arkadaşıydı.Hemen telefon açıp görüşmek istediğimi söyledim.Çünkü doğum her an gerçekleşebilirdi.İlk tanıştığımız andan itibaren bize hissettirdiği sıcaklığı, yıllara sığdırdığı tecrübesi ve işini severek yaptığı her halinden belliydi.Bize eğitime katılmamız gerektiğini söylemişti.İlk başta bu fikir biraz gereksiz gelmişti.Çünkü bana göre ben herşeyi biliyordum.İşine olan saygısı o kadar belliydi ki eğitim almazsak çalışamayacağımızı söyledi.Biz de mecburen kabul ettik 🙈 Koskoca bir günü birlikte geçirdik.Hem birbirimizi tanıdık hem de doğumun tüm detaylarını konuştuk.Gün bittiğinde sanki birbirimizi yıllardır tanıyorduk ve artık ben, eşim ve ebemizden oluşan güçlü bir takımdık...28 Temmuz gecesi 00.30 da eve geldik.Tam yatıcaktım ki karnımda bir ağrı ve kasılmalar hissettim.Daha önce anlattığı belirtilere benziyordu.Mesaj attım " Karnım ağrıyor, kasılmalarım var ama ben yatıyorum 😜 " Hemen aradı...Ben hemen geliyorum dedi.Gerek yok dememe kalmadan kapımızdaydı.Muayene ettiğinde 6 cm açıklığım olduğunu gördük.Hepimiz şaşkındık çünkü hiçbir şey hissetmiyordum.Oturduk hep birlikte kahve içtik, sohbet ettik.Aradan birkaç saat geçince sakin ve bilinçli bir şekilde hastaneye geçmeye karar verdik.Hastaneye gittik.Mumlarımızı yaktık, lavanta kokumuzu hazırladık, ışıkları ve saati kapattık. Derin gevşeme egzersizleri ve nefes teknikleri ile günün aydınlandığını bile anlamamıştık.Odanın içinde üç kişiydik ama üçümüz tek bir kişi olmayı başarabilmiştik.Onun rahatlığı hem bana hem eşime hem de kucağımıza almak için sabırsızlandığımız oğlumuza öylesine yansımıştı ki tekrar muayene ettiğinde neredeyse tam açıklık ile doktorumuzun gelmesini bekliyorduk.Herşey oldukça yolundaydı.Tek bir şeyin farkında değildik ki oğluşumuz elini başının yanına koyarak Superman gibi gelmeyi kafaya koymuştu.Haliyle beklediğimizden çok zor bir doğum oldu.1 saatte atlatmamız gereken süreci yaklaşık 4-5 saatte katettik.Her kasılmayı birlikte karşıladık, her adımımızı birlikte attık, her kararı birlikte verdik...Ben ne kadar çaba sarfettiysem o da en az benim kadar çaba sarfetti.En ufacık bir olumsuzluğu bile bize hissettirmedi.Her cümlemin başı "Arzu" diye başladı.Bizi ve oğlumuzu bizden çok düşündü...Gerektiğinde elimi tuttu gerektiğinde yerde diz çöküp saatlerce bekledi.Ve artık mutlu sona yaklaşmıştık.Her an bana ne yapmam gerektiğini ve bir adım sonra ne olacağını söylüyordu.Zor ama karşılanabilir geçen saatlerin ardından sonunda oğlumu kucağıma almıştım.Hepimizin gözleri doldu...O anı hep birlikte yaşamanın ve başarmış olmanın gözyaşlarıydı bunlar.Ben ve eşim ona ne kadar teşekkür etsek az...Hayatımızın en güzel ve hiç unutulmayacak anlarını bize öyle güzel yaşattı ki...Artık o, oğlumuzun hem ebesi hem de teyzesi...Iyi ki onu tanımışız...Iyi ki onunla bu yola çıkmışız...Sana sonsuz teşekkür ederiz 🙏🏼🙏🏼🙏🏼

3 Kasım 2016 Perşembe

KORKUSUZ DOĞUM






 Dr. Grantly Dick-Read Korkusuz doğum kitabında doğumda rahmin çalışmasının fizyolojik bir olay olduğundan ve doğal olarak görevini yerine getiren bir organın aslında ağrımaması gerektiğinden bahseder. 

Doğumda aslında ne oluyorda ağrı oluyor ? Biliyor musunuz ? 

Yine kitabında Dick - Read doğumda ağrının oluşmasında neden olan durumun "korku" olduğuna dikkat çekiyor. 

Doğumda korku olduğunda sempatik sinir sistemi devreye girer ve  bu da Adrenalin hormonunun salgılanmasına neden olur. Adrenalin hormonunun diğer adı kaç ve dövüş hormonudur. Adından da anlaşıldığı gibi iç organlardan çekilen kan kol ve bacaklara gider.  Bu durumda da  rahimde kan dolaşımı bozulur   ve buna bağlı olarak oksijenlenmede azalır.  Yeterli kan dolaşımı olmayan ve gevşemeyen rahim  elastikiyetini kaybederek  ve rahimde gergin ve ağrılı kasılmalar ortaya çıkmasına neden olur. 

Bu da Korku 😐 Gergin kasılma  😬 Ağrı  😡 oluşturur. Bu süreçte eğer doğru bilgi ve destek verilmez ise bu durum kısır döngü haline gelir bir çığ gibi büyüyerek artar. 

Tüm hamilelikte bebeği tutan rahmin yuvarlak kaslarının açılabilmesi için gevşemeye bırakmaya ihtiyacı varken işin içine korku girdiği anda bu  kaslar bebeği tutmaya devam eder. Giderek yükselen korku, gergin kasılmalar  ve ağrı rahim ağzının yumuşamasını ve açılmasına engel olur. Aynı zamanda gergin ve ağrılı kasılmalar ,  rahme ve bebeğe yeterli oksijen gitmesini engeller sonunda anneyi rahatlatmak ve bebeğin çıkışını hızlandırmak için müdahaleler artar. 

Doğumda Sempatik sinir sisteminin uyarmamak neler yapabiliriz; 
Bilgi korkunun panzehiridir doğru kişilerden doğuma hazırlık eğitimi alın, gevşeme,  nefes ve ağrı ile baş etme yöntemlerini hamilelik döneminde öğrenmek ve doğuma kadar uygulamak bilginin beden kayıtlarınıza geçmesini sağlar. 

Bütün bunları yerine getirdikten sonra korkusuz bir doğumda doğumun doğal hormonları en yüksek seviyede salgılanır ( oksitosin, endorfin, ) doğum süresi kısalır ve rahimde yeterli kan akışı ve oksijenlenme olduğu için anneler sadece kasılmadan bahsederler, bebeğe bolca oksijen gider ve müdahaleler azalır ve en önemlisi anne tüm sürecin farkındadır ve bebeğini büyük bir çoşkuyla karşılar. 


Çoşkulu doğumlarınız olsun, sevgiler. 

Arzu Çulha 
Ebe/ Doula 
Doğuma Hazırlık Eğitmeni 
Emzirme Danışmanı